Oğuz soylu Türkmenler akın akın Anadolu'ya geliyorlar ve boş buldukları arazilere yerleşiyorlardı. Her ne kadar öncü seferler düzenlenip ufak ufak fetihler yapılsada kesin manâyla artık buralara Türklerin hükmedeceğini bildirmek gerekiyordu. Bizans, doğudan gelen Türk tehdidini henüz başlamadan bitirmek için seferberlik ilan etmişti. En nihayetinde iki taraf karşı karşıya geldi. 26 Ağustos 1071 tarihinde Büyük Selçuklu hükümdarı Alparslan ile Bizans İmparatoru Romen Dyojen arasında gerçekleşen "Malazgirt Savaşı" sonucu Alparslan, Türklere ilelebet bir vatan almış oldu. Malazgirt'te kesin Türk zaferi sonucunda Türkistan'dan gelen birçok Oğuz Boyu Anadolu'ya yerleşmeye başladı. Bu savaşın kazanılmasında, Bu vatanın kazanılmasında mühim rollerden birinide âlim ve savaşçı olan Danişmend Ahmed Gazi üstlenmişti. Nitekim Anadolu'ya gelen ilk boylardan birisi olup; savaşçılıkları, cesurlukları, atılganlıkları ve mertlikleri ile bilinen Çepniler, "Yurt Açan" zaferinden sonra Danişmend Ahmed Gaziye verilen "Malatya, Sivas, Tokat, Elbistan, Niksar, Kayseri ve çevrelerinin fethi" görevinde ordusunda, devlet/beylik teşkilatında mühim derecede yer tutmuşlar, Anadolu'nun Türkleşmesinde başrolü oynamışlardı. Danişmendliler, 1. Dönem Anadolu Türk beyliklerindendir. Anadolu'nun Kuzey bölgelerinin fethini üzerlerine almışlardır. Kısa bir süre içinde Orta Anadolu'yu fethetmişler, Sivas'ı devlet merkezi yapmışlar ve devletlerini buradan yönetmişlerdir.
Verilen onca mücadeleden Sonra Orta Anadolu'ya 1085 yılında hakim olan Danişmendlilerin kuzeydeki sınırları Trabzon Rum Devleti'ne dayanmıştı. Bu devletle daha yakından mücadele edebilmek için devletin merkezini Sivas'tan Niksar'a taşıyan Danişmend Gazi, Karadeniz sahillerine inme mücadeleleri, Melik Danişmend Gazi'nin ölümüyle uzun süre duraksamıştır. Fakat daha önce, belirlenemeyen bir tarihte sahip oldukları Karakuş Kalesi ve Mesudiye'yi ellerinde tutabilmişlerdir. Hatta Mesudiye'nin Kale köyündeki kale büyük bir ihtimalle Danişmendliler tarafından yaptırılmış bir sınır kalesidir. Yöredeki mücadeleler, bölgeye yerleşmiş Türkmen serhat beyleri tarafından yönetilmiştir. Danişmendlilerin Orta Karadeniz bölgesindeki mirasçıları olan Çepni Türkmenleri, bu yörede iki beylik kurmuşlardır. Bunların biri, Danişmendlilerin de merkezi olan Niksar'da kurulan Taceddinoğulları Beyliği, diğeri ise merkezi Danişmendlilerin sınır kalesinin bulunduğu Mesudiye Kale köyde teşkilatlanan Hacıemiroğulları Beyliğidir. Danişmendlilerden sonra Anadolu Selçuklu Devleti Orta Karadeniz'de varlığını ve mücadelesini Alaâddin Savcı Danişmend beyle devam ettirmiştir. Yöreyi Niksar'dan yöneten Savcı Bey, Hacıemiroğulları ve Taceddinoğulları beyliklerini kuran Bayram Bey ve Taceddin Beylerin dedesidir. Bizlere yıllarca Trabzon Rum Devletini yanlış anlatmışlardır, yahut bilgi yetersizliği vardır. Trabzon Devletinin sınırları genişçesine gösterilsede sınırlarının iç kısımlarında kendi ahalilerinin yerleşimleri yoktu, araziler boştu.
Trabzon Rumları doğru dürüst seferede çıkmamıştı. Türkmenlerin denizde bir donanması olmadığından hem de denizcilikle uğraşmadıklarından Trabzon Rumları sahilde biraz daha güçlüydüler. Dediğimiz gibi, iç toprakların boş olması sebebiyle gelen Türkmenler yerleşiyorlardı, iskân uygulanıyordu. Hacıemiroğullarına gelecek olursak, onların bir beylik halinde tarih sahnesinde görülme yılları 1301'dir. Tabii bunun öncesinde de teşkilatlı haldeydiler, Ünye'yi 1297 yılında fethetmişlerdi. Fakat Hacı Bektaş Veli (1209?-1270/71), bu bölgedeki Çepni Türkmenlerinin yerleşmesine yardımcı olmak amacıyla en yakın dostlarından birisi olan Güvenç Abdal'ı Kürtün'de bulunan Süme Kalesi'nin batısındaki Taşlıca köyüne göndermiştir. Bu durum dikkate alındığında, Çepni Türkmenlerinin en geç 1260'larda Maçka'ya yaklaştıkları kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Hacıemiroğulları Beyliği yahut Bayramoğulları Beyliği sınırda bir uç beyliği niteliğindeydi. Dünya'nın dört bir yanından destek gören bir devlet ile savaşıp, mücadele veriyorlardı. 1310'lu yıllarda beyliğin başında olan Bayram Bey başarılı bir asker, etkili bir yöneticiydi. Bölgedeki Türkmenler müstakil hareket ederek Doğu Karadeniz dağlarının zirvesinden doğuya doğru akınlar düzenlemişlerdir. Bu dağlar üzerinde bulunan, ne zamandan ve kimlerden kaldığı belli olmayan çok sayıdaki toplu mezarlar muhtemelen yörede yüzyıllar boyunca süren mücadelelerin ürünüdür. Bayram Bey, 1313 yılında Trabzon Rumlarına ait bir pazar yerini basmıştır. Pazar yeri hakkında bilgi yoktur.
Bayram Bey tipik gazi uç beyiydi. Trabzon'a 1322'de sefer düzenlenmiştir. Trabzon'un batı tarafına kadar toprak sahiplenen Bayram Gazi, Trabzon'un güneyine kadar olan bölgeyi kontrol altına almış, bölgeye iskân için hayvanları ile birlikte bir Türkmen grubunu göç ettirmiştir. Lakin Trabzon kuvvetlerinin baskıları sonucu çiftçiler bölgeden uzaklaşmışlardır. Bölgeyi açan Bayram Bey dağlık bir yeri seçmişti ve bu sayede müstakil hareket edip korunabiliyordu. Bayram Bey Gazi'nin şanının ulaşmadığı yer kalmamıştı. Öyle ki Osmanlılar, Hacıemiroğulları sınırları içerisinde bulunan bölgeyi "Vilayet-i Bayramlu" olarak anıyordu. Elbette bu işler tamamen Bayram Bey ile olmadı. Babası Kuştoğan Bey, kardaşı Satılmış Bey, Ahi Pehlivan, nice gönül erenleri, alperenler, Güvenç Abdal, sayabileceğimiz nice kişiler, mühim zatlar... Hepsi Belgesellerimizle ve Filmlerimizle sizlere detaylıca anlatılacak. Trabzon Rum Devleti kendi içerisinde de sorunlar yaşıyordu. 1331-1351 yılları arasında iç savaş halindeydiler ve Türkmenler bundan yararlanmışlardı. Bilhassa bu yıllar içerisinde 1340'ta Trabzon'da büyük veba salgını baş gösteriyor ve bunlara ek olarak depremler. Adeta sarsılmış olan Trabzon Rum Devleti'ne karşı Çepniler devleti ele geçirmeye çalışıyorlar ama başarılı olamıyorlar. Bu sırada bunu fırsat bellemiş olan İtalyanlar Giresun'u yağmalamışlardır. Bayram Bey bunların haricinde 1319 yılında Trabzon'a baskın yapar, her yeri yakıp yıkar, Trabzon'a büyük tahribatlar verir. Bu baskın sonucu Trabzon'da bütün evler yanar. Bayram Bey 1332 yılında Trabzon içindeki yeni başlayan kargaşayıda fırsat belleyerek büyük bir ordu ile Hamsiköy'e kadar gitmiş, fakat büyük kayıplar vererek geri dönmek zorunda kalmıştır.
Öyle ki Rum çiftçiler, köylüler onlarca Türk atı elde etmişlerdir. Akınlar daha sonraki yıllarda da devam etmiş, Türkler uygun yerlere İskân edilmiştir. Fırsat buldukça Harşit Irmağı, Aksu Irmağı, Melet Irmağı, Balaman Irmağı vadilerinden sahile doğru yerleşerek ilerlemişlerdir ve yurt tutmuşlardır. Dolayısıyla Orta Doğu Karadeniz Bölgesinin fethi sırasında, büyük mücadeleler Canik dağlarının zirvesinden gerçekleşmiştir. Canik dağlarının kuzeyinde, Trabzon'a yapılan seferler hariç, büyük savaşlar olmamış, ordu biçiminde teşkilatlanmış Hacıemiroğulları Beyliği halkı, bölgeyi iskân ederek fethetmişlerdir. Hacıemiroğullarının bilinen faaliyetlerinden biride 1348 yılında Trabzon'a yapılan saldırıdır. Hacıemiroğulları; Erzincan Valisi Gıyaseddin Ahi Eyne Bey, Bayburt Valisi Rikabdar Mehmet Bey, Akkoyunlu Beyi Turali, Suriye'de ki Türkmen beylerinden Bozdoğan Bey ile Trabzon'u üç gün kuşatmışlar, bu şehri alamadıkları gibi kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Pek çok Türk beyinin bir araya gelerek rahat bir şekilde Trabzon'u kuşatmaları ve kolayca çekilmeleri dikkate alınırsa, daha 1350'lerde Trabzon Rumlarının çok dar bir çerçeveye sıkıştıkları anlaşılmaktadır. Koskoca bir geçmiş, yaşanmışlıklar, daha bilmediğimiz nicesi. Tarihin tozlu sayfalarına itilmiş, unutulmuş, hatta unutturulmaya çalışılan bu beyliği ve zengin tarihi yeniden gün yüzüne çıkarmak gerektir. Bayram Bey 19 Aralık 1356'da sağdır. 13 Kasım 1357'den önce ise yerine oğlu Hacı Emir İbrahim Bey geçer. Bayram Bey 1357'nin ilk aylarında vefat etmiştir. Mezarı büyük bir ihtimalle Mesudiye ilçesine bağlı Kaleköy'de ki harap durumdaki kümbetlerin birinde olmalıdır. Sınırda ve bölgede verilen savaşlar, mücadeleler Bayram Bey'in oğlu Hacı Emir İbrahim Bey döneminde de devam etmiştir. Batı, Orta ve Doğu Karadenizin Türkleşmesinde mühim bir rol oynayan Hacıemiroğullarını ilerleyen belgesel ve filmimizde bakalım neler bekliyor?
• Serhat Öztürk •